İDARE LAMBASINDAN IŞIKLI SOKAKLARA
yıl 1964 ağustos Ankara yolculuğu
şoför mahalli koltuğu
V.köprü, havza, Merzifon, Çorum
Ankara'ya doğru..
abimin,
''bura elma dağı'' demesi
on dakika elma ağaçları göremeyişim
Elma dağı olurda, elmaları olmaz mı ?
çocuk aklı bizim oralarda,
elmalık, kuşburnuluk, kirazlık,
kirenlik derler ya !
aç kalmasın diye
abimin beni lokantaya vermesi..
hangi cümleleri kursam
bir aylık verilmeyen ücretimle,
karın tokluğuna bulaşıkçılığın !
lokantadan ayrılışım
abim okutacağım deyince,
lokantacının ;
''onu aşçı yapacaktım'' demesi !
unutulur mu?
Ankara kalesi kuzey batı yamaçları,
bent deresi demir kapının sağ tarafı
gecekonduları !
şehir hayatı başlangıcı !
yokluk, direnç ve umutlar
eve gelirken cennet sandığım,
ışıklandırılmış bent deresi caddesi..
ama tozlu topraklı çöp dolu cadde !
olsun..
gece lambalar pırıl pırıl
karanlık değil ya
bana cennet olmuştu oralar
bizim köy, gün batımıyla karanlıktı
gaz ve is kokusuyla,
idare lambasında otururduk loş odalarda..
ev dedim ya,
basit tahta kapılı bir yataklık kulübe..
yatınca ayaklarımızı uzatamaz, diz bükerdik
tuvaletimiz ortaktı,
yamaç, beton bahçeli gecekondu da..
ve
bu gün ki yaşantımın temelini atan abim
yoktan yoksulluktan kaçan,
var olmaya çalışan adam !
veli nimetim
Yıldırım Beyazıt orta okluna kayıt
ayağımda delik kara lastik
daha arasına sıfır katılmış,
beş rakamlı sayıları yazamadığım günler
köyde okumayı öğrenen mezun..
gelişmek geliştirmek de neymiş..
değil mi,
kaderin bu deyip geçmek lazım ki ;
haksızlıkta sana baş kaldırmasın..
çünkü ;
Reşat Şemsettin Sirer
ve
Hasan Ali Yücel'den sonra
köy enstitüleri, köy okulları ölmüş,
yada öldürülmüş..
maarif nazırı Haşim Paşa akla geliyor
''şu mektepler olmasaydı,
maarifi ne güzel idare derdim''(1903-8)
Vildan öğretmenim gel diye el dişi..
iletişim zor,
ben utangaç köy çocuğu..
mehter yürüyüşü,
iki ileri bir geri karşımda öğretmenim
açılan çanta ve yeşil onluk..
almak isteğim, alamayıp dönüşüm !
ardımdan öğretmenimin koşması
abimle ortak ceketimizin sağ cebi
sevinçle titreyişim
harcamasını bilmem ki.. ne alayım, bilmem !
abime veririm,
ekmek alır, çayla yeriz, bildiğim bu
orta birinci sınıf, ilk on beş gün
yeni doğan çeşme durağından
Ulucanlar Kızılay aş evi..
git/gel yetmiş seksen dakika
Ulucanlar diş hastanesi arkası
doyduğumuz günlerin huzuru
bir kaç ay önce ziyaret gittim
açık kapıdan gördüm,
görmek yasakmış..
demek saklanan bir şeyler var,
eski müdaviminden..
1964 den beri gelişme yok aynı bina !
böyle başladı,
yemeğin suyuna ekmek banarak
et yemeyi öğrendiğim yıllar
// krchl// 17 / 12 / 2024 salı
krchlAhmet Türker
Yorumlar
Yorum Gönder